van_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpg

Filozofların Aydınlatmadığı Toplumları Şarlatanlar Aldatır

“Müzik ruhun gıdasıdır” denir. Bu yargı doğrudur, ama eksiktir. Aslında insan ruhunun ( ruh kavramını genel ve geniş anlamda kullanırsak) bir duygusal, bir de zihinsel-rasyonel boyutu vardır. Duygusal boyutunu sanat (tüm güzel sanatlar) ve inançlar-din, zihinsel boyutunu da felsefe (düşünce) beslemektedir. Fakat felsefe gündelik, basit düşüncelerden farklıdır. Felsefe, derinliği olan ve sistemli, yöntemli, tutarlı, kapsamlı, teorik düşünceleri ifade eder. Biyolojik ve kimyasal elemanlardan oluşan bedenimiz hayvanlarla ortaktır. İnsanı yüceleştiren, hayvanlardan ayıran bu ruhsal niteliklerimizdir. Dolayısıyla en tipik insani özellikler, davranışlar ahlak ve inançlarla birlikte sanatsal ve düşünsel eylemlerimizdir. Kültür ve uygarlıkları da yaratan işte bu yeteneklerimizdir.

Toplumun Bilinçaltı ve Kitle Hareketleri

 

Bireyin ve Toplumun Bilinçaltı 


Bireylerin yaşamında bilinç kadar bilinçaltının da önemli bir yeri vardır. Bilinçaltı, bilince yansıyan ve kişiyi etkileyen olayların kaydedildiği veya sonra kullanılmak üzere gerekli gereksiz, eski ve yeni her şeyin saklandığı, hem bir depo, hem de bir enerji kaynağı olarak tanımlanabilir. Bilinç âdeta bilgisayar gibi her şeyi kaydeder ve kendiliğinden bu depoya aktarır. Uğruna kavgalar edilen düşünceler, özlemler, acı ve tatlı anılar âdeta demlendirilmek üzere bilinçaltına bırakılırlar. Bireyde fazla iz bırakmayan, önemli bir sarsıntı yaratmayan bilgiler, duygular ve yaşantılar zamanla silinebilir, kayıttan düşebilir.

Kadın Cinayetleri Üzerine

Kadınları En Yakınları Öldürüyor

Son birkaç yıldır âdeta bir salgın gibi, neredeyse hergün bir kadın erkekler tarafından öldürülmektedir. Bu cinayetlerde ölen kadınlarla öldüren erkekler arasında evlilik veya sevgili olma gibi ilişkilerin varlığı dikkat çekmektedir. Dolayısıyla cinayetlerde bu evliliklerin ve evlilik öncesi yaşanan flörtlerin devam ettirilmesi veya ayrılma, boşanma konularında taraflarda oluşan tercih ve karar farklılıkları birinci derecede rol oynamaktadır. Bazen iki tarafın aileleri de bu tartışmalara, kavgalara karıştıkları için durum daha dramatik bir hâl almaktadır. Sonuçta bu tür olaylarda kadınlar hep yakınları tarafından öldürülmektedirler. Kadın cinayetlerinin bu kadar yaygın olması, söz konusu olgunun toplumsal bir sorun hâline geldiğini gösterir.