monet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgmonet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgvan_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpg

Türkiye Değerler Karmaşası Yaşıyor

Sosyal Değer Nedir ve Nasıl Oluşur?
Toplumdaki sosyal kurumlara, normlara dolayısıyla bireylerin davranışlarına yön veren sosyal değerler toplumda belirli faktörlere bağlı olarak bir sosyolojik süreç içinde oluşurlar. Sosyal değerler toplumları ayakta tutan, bütünleştiren en önemli psikososyal ve kültürel faktörlerdendir. Toplumsal bütünlüğü, ahengi bu duygusal ve zihinsel unsurlar sağlamaktadır. Bunlar bir binadaki tuğlaları veya taşları birbirine bağlayan harca benzerler. Bu harç olmazsa nasıl tuğla ve taşlar binayı meydana getiremezse, değerler olmayınca da toplumun bütünlüğü oluşturulamaz. Onun için başta Durkheim olmak üzere birçok sosyolog toplumun idealleştirilmiş duygu ve düşünceler yani değerler yaratmak zorunda olduğunu vurgulamışlardır. Aslında bireyler de kendilerince çok önemsenen ve kendi davranışlarında bir kriter olarak kabul ettikleri belirli yaşam ilkeleri, felsefeleri olduğunu genellikle söylerler ve bunlara uymak istediklerini belirtirler. Dolayısıyla hem insan hem de toplum için “değer yaratan bir varlık” ifadesini kullanmak doğru olur. Biz burada bireylerin değil, toplumun ürettiği değerler üzerinde durmak istiyoruz.

Toplumların Sosyal Yapıları Neden Farklıdır?

Sosyal Yapı Nedir?   
Sosyolojide önemli olmasının yanında teorik düzeyde çok tartışılan ve sosyologlar arasında ortak bir açıklamada da bileşilemeyen kavramlardan bir de  “sosyal yapı” (social structure) kavramıdır. Bazen “sosyal sistem”le aynı anlamda kullanıldığı da olmaktadır. Bazı sosyologlar “yapı” kavramını bazıları ise “sistem”i öne çıkarmaktadırlar. Bu nedenlerle başlangıçta sosyal yapının tanım ve analizinde farklı yaklaşımların olduğunu belirtmek gerekmektedir. 19. yüzyıldan itibaren günümüze kadar Spencer, Marx, Durkheim, Levi-Strauss, Radcliffe-Brown, Gurvitch, Parsons, Bottomore gibi pek çok sosyolog bu kavramı ilgi alanı içine alarak tanımlamış ve çözümlemiştir.

Toplumlar Acı Çekerek Öğrenirler

Gerçek Öğrenme
Aeschylus’un öğrenme ile ilgili güzel ve doğru bir sözü var: “İnsanlar acı çekerek öğrenirler.” Sosyolojik gerçeklikten yani toplumsal olay ve olgulardan, bulgulardan, gözlem ve örneklerden hareket ederek söylersek bu ifadeye, “Toplumlar da acı çekerek öğrenirler” şeklinde benzer bir yargı ekleyebiliriz. Pedagoji tarihi bize uygulamaya dayanmayan, bedenin ve ruhun (duyguların) katılmadığı bir öğrenmenin kalıcı olmadığını göstermektedir. Örneğin Alman pedagog Herbart’a göre de etkili ve kalıcı bir öğrenme birey açısından oldukça disiplinli, düzenli, zahmetli bir zihinsel süreçtir. Eğitim ve öğretim bir deneme ve irade işidir (Kansu,1948: 225). Herhangi bir bilgi insanda ete kemiğe bürünmedikçe öğrenilmiş sayılmaz. Gerçek öğrenme biçimi budur. Dolayısıyla ister bireysel ister toplumsal olsun her öğrenmenin bir bedeli vardır. Biz buradaki öğrenme olayını toplumlarda özellikle demokrasi açısından ele alıp analiz etmek istiyoruz.