monet_14_waterlily_pond_1899.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgvan_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgmonet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpg

Toplumların Sosyal Yapıları Neden Farklıdır?

Sosyal Yapı Nedir?   
Sosyolojide önemli olmasının yanında teorik düzeyde çok tartışılan ve sosyologlar arasında ortak bir açıklamada da bileşilemeyen kavramlardan bir de  “sosyal yapı” (social structure) kavramıdır. Bazen “sosyal sistem”le aynı anlamda kullanıldığı da olmaktadır. Bazı sosyologlar “yapı” kavramını bazıları ise “sistem”i öne çıkarmaktadırlar. Bu nedenlerle başlangıçta sosyal yapının tanım ve analizinde farklı yaklaşımların olduğunu belirtmek gerekmektedir. 19. yüzyıldan itibaren günümüze kadar Spencer, Marx, Durkheim, Levi-Strauss, Radcliffe-Brown, Gurvitch, Parsons, Bottomore gibi pek çok sosyolog bu kavramı ilgi alanı içine alarak tanımlamış ve çözümlemiştir.

Toplumlar Acı Çekerek Öğrenirler

Gerçek Öğrenme
Aeschylus’un öğrenme ile ilgili güzel ve doğru bir sözü var: “İnsanlar acı çekerek öğrenirler.” Sosyolojik gerçeklikten yani toplumsal olay ve olgulardan, bulgulardan, gözlem ve örneklerden hareket ederek söylersek bu ifadeye, “Toplumlar da acı çekerek öğrenirler” şeklinde benzer bir yargı ekleyebiliriz. Pedagoji tarihi bize uygulamaya dayanmayan, bedenin ve ruhun (duyguların) katılmadığı bir öğrenmenin kalıcı olmadığını göstermektedir. Örneğin Alman pedagog Herbart’a göre de etkili ve kalıcı bir öğrenme birey açısından oldukça disiplinli, düzenli, zahmetli bir zihinsel süreçtir. Eğitim ve öğretim bir deneme ve irade işidir (Kansu,1948: 225). Herhangi bir bilgi insanda ete kemiğe bürünmedikçe öğrenilmiş sayılmaz. Gerçek öğrenme biçimi budur. Dolayısıyla ister bireysel ister toplumsal olsun her öğrenmenin bir bedeli vardır. Biz buradaki öğrenme olayını toplumlarda özellikle demokrasi açısından ele alıp analiz etmek istiyoruz.

Birey Odaklı Modernleşme İhtiyacı

Devlet Odaklı Modernleşme
Türkiye’nin modernleşme (çağdaşlaşma) macerası neredeyse üç yüz yıla dayanmıştır. Bu süreç çok inişli çıkışlı olmuş, düşe kalka ilerlemiş, bazen başarılar, bazen de başarısızlıklar dikkat çekmiştir. Modernleşme süreci hâlen devam ediyor, tamamlanmış değildir. Aslında her ülkenin modernleşmesi kendi tarihsel şartlarına ve sosyal yapısına göre belirli özellikler taşır. Türk modernleşmesinin ana karakterlerinden biri “devlet odaklı” bir modernleşme olmasıdır. Gerçi çoğu geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde bireyin ve toplumsal yapının yetersizliklerinden dolayı modernleşmede devletin mutlaka ağırlıklı bir rolü görülmüştür. Ancak bizim modernleşmemizin devlet odaklı olması çok baskın bir özelliktir. Şüphesiz bunun önemli tarihsel, sosyal ve kültürel nedenleri vardır.