van_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgmonet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpg

Tefekkür Bilimden Önce Gelir

Bilimin hangi toplumsal şartlarda doğduğu ve hangi bireysel çabaların ürünü olduğu konusu eskiden beri incelenmiş, tartışılmıştır. Gerçekten bilimin filizlenmesi, gelişmesi belirli toplumsal, kültürel ve bireysel şartların, ön hazırlıkların varlığına bağlıdır. Bilim bu anlamda bir sosyal, düşünsel ve kültürel ortam meselesidir. Düşünce tarihi ve evrensel uygarlığın evrimi bize bunu göstermektedir. Çeşitli toplum ve kültürlerde bilim ve teknolojik ilerlemeler kendiliğinden doğmamıştır. İnsanoğlunun yoğun ve büyük bir hazırlık isteyen bu tür zihinsel eylemleri, üretimleri önemli bir birikimi, uzun bir zamana yayılan teorik çalışmaları gerekli kılmaktadır. Düşünsel bir hazırlık, süreklilik, kararlılık olmadan pratiğe dönük eylem ve işlemler yapılamaz. Hiçbir işte, çalışmada zihinsel bir tasarı yapılmadan uygulama aşamasına geçilmez. Bilimsel çalışmalarda da aynı kural işlemektedir.

Cumhuriyet Kendi Değerlerini Yaratamadı

Bir insan kalabalığının “toplum” hâline gelebilmesi için onu oluşturan bireylerin aralarında birçok psikososyal, kültürel etkileşim unsurlarının bulunması gerekir. Başka bir ifade ile bireyleri bir arada tutan, onları birbirlerine yaklaştıran ortak maddi ve manevi değerler, duygusal bağlar yaratılmalıdır. Bu bakımdan Durkheim, bir toplumun söz konusu ideal değerleri oluşturmadan gerçek anlamda kendi varlığını oluşturamayacağını vurgulamıştır. Sosyal değerler toplumun ulaşmak istediği, onları gerçekleştirmek için zorlu bir mücadeleyi göze aldığı idealler, yüceleştirilen inanç ve düşüncelerdir. Bunlar bireylerin düşünce ve eylemleriyle ilgili ölçütler getirir, toplumsal yaşamda bireylere rehberlik yaparlar. Durkheim’a göre toplum sürekli kutsallar yaratmakta ve kutsal olanla kutsal olmayan alanı birbirinden ayırmaktadır (Durkheim, 1960, 1974). Değerler ahlak, din, gelenek ve göreneklerle, siyasal ve ulusal alanlarla ilgili olabilirler. Sosyal bütünleşmede ve toplumun sürekliliğinde bunlar hayati önemi haizdirler. Sosyal değerler çok uzun bir zaman diliminde meydana getirilen, kökleri toplumun inanç ve düşünce dünyasında bulunan ve çoğunluğun benimsediği, ciddiye aldığı, üzerinde hassasiyet gösterdiği kolektif duyuş, düşünüş ve davranış biçimleridir.

Devlet Teorilerle Yönetilmez

Lévi-Strauss, Gurvitch, Aron, Duverger ve Touraine 20. yüzyılda yaşamış önemli Fransız sosyal bilimcileri ve sosyologlarıdır. Bunlardan Duverger’in 1950’lerde yazdığı “Siyasal Partiler” adlı kitabı birçok eseri gibi 1970 yılında Türkçe’ye de tercüme edilmiş ve aynı yıl yayımlanmıştır. Anayasa Profesörü Ergun Özbudun’un yaptığı tercüme oldukça anlaşılır ve düzgün. Duverger bu eserinde siyasi partileri her yönü ile ele alıp analiz ederek,  faşist ve komünist partiler gibi ideolojik bakışı politikalarında esas alan partileri açıklar ve eleştirirken siyaset sosyolojisi açısından çok önemli bir siyasal tespitte bulunmuştur: “Devlet teorilerle yönetilmez” (Duverger, 1974: 369).