monet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgvan_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpg

Politika ve Sosyoloji

Devlet ve Politika Nedir?
Biz bu makalede politika ile sosyoloji arasındaki ilişkileri, diğer bir ifade ile “politik süreçler” ile “sosyolojik süreçler”in etkileşimlerini tartışmak istiyoruz. Çünkü toplumumuzda politik süreçlerle sosyolojik süreçlerin çoğu zaman örtüşmediği gözlenmekte ve bu durumun yarattığı çeşitli ve ciddi sosyal, politik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Politik süreçlerden yasama, yürütme ve denetleme faaliyetlerini, politik kararları, düzenlemeleri, her türlü politik tedbirleri kastediyoruz. Sosyolojik süreçlere ise aşağıda değineceğiz. Politika ile sosyoloji arasında karşılıklı, çift yönlü bir ilişki yani bir etkileşim söz konusudur. Burada başlangıçta politik eylemlerin çerçevesinin de kısaca çizilmesi uygun olacaktır. Aristoteles’ten Weber’e, Duguit’e kadar devlet ve politikayla ilgilenen birçok filozof, sosyal bilimci toplumlarda yöneten-yönetilen ayrımının kaçınılmazlığını, doğallığını, evrenselliğini vurgulamışlardır (Aristoteles, 1975: 13, Vergin, 2007: 27).

Toplumsal-Tarihsel-Kültürel Gerçekliklerde “Model”lik Sorunu

“Her gemi bir başka gemi örnek alınarak yapılır” şeklinde bir söz vardır. Kişisel arşivimde bir yerde bu sözün altına Alain, diğer bir yerde de bunun bir Latin sözü olduğunu yazmışım. Hangisi doğru tam bilmiyorum. Ama konumuz bu ifadenin kaynağını tartışmak değil. Gerçekten fiziksel-teknik alanlarda bir iş, etkinlik yapılırken “örnekler”, “modeller” çok işimize yarar, onlar bizim işimizi kolaylaştırır, zaman ve enerji kaybımızı önler. Böylece Amerika’yı yeniden keşfetmeye kalkmayız. Acaba toplumsal alanda da fiziksel alanda olduğu gibi

Küreselleşme

Küreselleşme Nedir?
İnsanlık Yakınçağ’da 180 yıl ara ile temelinde bilim ve teknoloji olan iki büyük devrim yaşamıştır: 1770’li yıllarda gerçekleşen Sanayi Devrimi ve 1950’li yıllarda da İletişim-Bilişim Devrimi. Her iki devrim dünyada teknolojik, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel bir dizi kapsamlı, köklü değişmeye yol açmıştır. Bunlar “demokratikleşme”, “kentleşme” gibi önemli sosyolojik süreçlerdir. İşte yeni oluşmaya başlayan “Bilgi Toplumu” ile “Küreselleşme (globalleşme)” İletişim-Bilişim Devrimi’nin önemli iki ürünüdür. Özellikle küreselleşme kısa zaman içinde tüm dünyayı kapsayan yeni bir evrensel değişme olgusudur. Biz bu makalede sadece küreselleşme üzerinde duracağız. Bu kavram 20. yüzyılın son çeyreğinde iyice popülerleşmiş ve yeryüzünde temel bir sosyolojik süreç olarak gündemdeki yerine almıştır. Küreselleşme olgusunun bir bakıma ideolojik, siyasi ve kültürel özellikler de taşıyor olmasından dolayı (soğuk savaşın tam sona ermediği bir dönemde) bu kavramın hemen lehinde ve aleyhinde bulunanlar oluşmuş ve kavram yoğun bir tartışma ortamı yaratmıştır. Ama küreselleşmeyi zamanla daha objektif ve rasyonel bir bakışla ele alanların sayısı da artmıştır. Bu evrensel olgunun bilimsel, teknolojik, ekonomik, siyasal ve kültürel boyutları vardır. Dolayısıyla küreselleşme çok yönlü, karmaşık ve kapsamlı bir kavramdır. Bu kavram 1960’lı yıllarda kullanılmaya başlamış, 1980’li yıllarda ise iyice popülerlik kazanmıştır.