van_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgmonet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpg

Küreselleşme

Küreselleşme Nedir?
İnsanlık Yakınçağ’da 180 yıl ara ile temelinde bilim ve teknoloji olan iki büyük devrim yaşamıştır: 1770’li yıllarda gerçekleşen Sanayi Devrimi ve 1950’li yıllarda da İletişim-Bilişim Devrimi. Her iki devrim dünyada teknolojik, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel bir dizi kapsamlı, köklü değişmeye yol açmıştır. Bunlar “demokratikleşme”, “kentleşme” gibi önemli sosyolojik süreçlerdir. İşte yeni oluşmaya başlayan “Bilgi Toplumu” ile “Küreselleşme (globalleşme)” İletişim-Bilişim Devrimi’nin önemli iki ürünüdür. Özellikle küreselleşme kısa zaman içinde tüm dünyayı kapsayan yeni bir evrensel değişme olgusudur. Biz bu makalede sadece küreselleşme üzerinde duracağız. Bu kavram 20. yüzyılın son çeyreğinde iyice popülerleşmiş ve yeryüzünde temel bir sosyolojik süreç olarak gündemdeki yerine almıştır. Küreselleşme olgusunun bir bakıma ideolojik, siyasi ve kültürel özellikler de taşıyor olmasından dolayı (soğuk savaşın tam sona ermediği bir dönemde) bu kavramın hemen lehinde ve aleyhinde bulunanlar oluşmuş ve kavram yoğun bir tartışma ortamı yaratmıştır. Ama küreselleşmeyi zamanla daha objektif ve rasyonel bir bakışla ele alanların sayısı da artmıştır. Bu evrensel olgunun bilimsel, teknolojik, ekonomik, siyasal ve kültürel boyutları vardır. Dolayısıyla küreselleşme çok yönlü, karmaşık ve kapsamlı bir kavramdır. Bu kavram 1960’lı yıllarda kullanılmaya başlamış, 1980’li yıllarda ise iyice popülerlik kazanmıştır.

Demokrasi ve Devrimci Tutum

Demokrasi Nedir?
Bu makalede demokrasi ile devrimci tutum arasındaki ilişkiyi Touraine’in bu konu ile ilgili özlü bir ifadesinden yola çıkarak açıklamak istiyoruz. Ancak önce kısaca demokrasi kavramına ve bu kavramın daha çok da kültürel-değerler boyutuna değinmek faydalı olur diye düşünüyoruz. Demokrasi topluma ait tüm hak ve güçleri halkın kullandığı, yurttaşların oy verme yolu ile kendi çıkarlarına hizmet edecek bir hükümet kurma şekline sahip oldukları, herkesin medeni (sivil), siyasi ve ekonomik özgürlüklerinin güvenlik altında bulunduğu bir siyasi rejimdir (Aron, 1978: 376). Temel hak ve özgürlüklerin en geniş anlamda kullanıldığı aynı zamanda bireylerin geniş sorumluluklar yüklendiği bir siyasal sistemdir. Demokrasi genel anlamda ve sosyal, kültürel boyutu bakımından ele alındığında onun aynı zamanda bir dünya görüşü, bir yaşam biçimi olarak da tanımlanması mümkündür. Sanayi Devrimi’nden bu yana demokrasi 19. ve 20. yüzyıllarda dünyada herkesin ve her toplumun gerçekleştirmek istediği kusurları en az olan ve mevcut yönetim sistemleri içinde insanı, toplumları en çok mutlu eden siyasal sistem olarak algılanmaktadır. İnsanlık-uygarlık tarihi bakımından ele alındığında onun uzun bir sosyoekonomik ve sosyokültürel gelişme sonunda gerçeklik kazandığını söyleyebiliriz. İnsanoğlunun nice sosyal ve siyasal tecrübeleri sonucunda olgunlaştırılmış bir kültür ve uygarlık olgusudur. Demokrasi artık karşı konulamayan bir yönetim sistemi hâline gelmiştir. Bu noktada evrensel bir uzlaşma vardır denilebilir.

Çağdaş Toplumlarda Kitle Hareketleri

Kitle (Yığın) Nedir?
Burada özellikle günlük kent yaşamı içinde, cadde ve sokaklarda kendiliğinden, rastgele oluşan ve o anda sadece belirli bir mekânı paylaşmaktan başka bir özelliği olmayan kalabalıkları kastetmiyoruz. Yani bu anlamda kalabalık, kitle, yığın biyolojik veya fiziksel herhangi çokluktan başka bir şey değildir. “Burada bir yığın insan oturmuş enflasyonu konuşuyorlar”, “Pazar yeri çok kalabalıktı”, “Şurada bir taş yığını var” örneklerinde olduğu gibi. Bizim bu makalede söz konusu ettiğimiz kitleler (yığınlar) ise toplumda gelip geçici, süreksiz olmakla birlikte psikososyal ve siyasal etkileri oldukça fazla olan, yoğun ortak sosyal tepkiler veren toplulukları ifade etmektedir. Toplumda sosyal bütünleşme ne kadar sağlam olursa olsun, toplum gene de heterojen bir özellik gösterir. Çünkü bireyler arasında fizyolojik, psikolojik, kültürel, ekonomik, dinsel, siyasal ve felsefi nedenler gibi sayılamayacak kadar çok sebebe bağlı farklılıklar vardır. Bu farklılıklardan dolayı bireyler bazı bireylere yaklaşır, bazı bireylerden ise uzaklaşırlar. Bu sosyal farklılaşma olgusu toplumda doğal bir gruplaşma eğilimi yaratır. Dolayısıyla toplumlarda çeşitli gruplaşma süreçlerinin varlığı bir sosyolojik olgu olarak gayet normaldir, hatta gereklidir, kaçınılmazdır.