monet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgmonet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgvan_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpg

Çağdaşlık Ne Demektir?

Çağdaşlık Kavramı
Biz bu makalede çağdaşlık kavramını biraz irdelemek, analitik açıdan temel özelliklerini belirlemek ve onu anlaşılır kılmak; ayrıca kavramın kullanımı açısından, Türkiye’de nerelerde yanlışlık yapıldığını araştırıp tartışmak istiyoruz. Sözcük ve kavram olarak “çağdaş” (contemporain) zamandaş, asri, muasır, çağcıl, modern, aynı zaman diliminde yaşamak demektir. Şu anda yaşanılan zamana uygunluğu anlatır. Çağdaş toplum denilince de hâlen yaşadığımız zamanda var olan toplum anlaşılır. Çağdaşlık kavramı 19. yüzyıldan itibaren bizimle (Osmanlı) Batı (Avrupa) arasındaki ilerilik-gerilik farkları, kıyaslamaları bağlamında düşünce ve politik hayatımıza yerleşmiştir. Bu kavram Batı ile olan ilişkilerimizden ve Osmanlı ile Batı arasındaki sosyoekonomik mesafenin açılmasından kaynaklanmıştır. Türk toplumu Batı ile olan ilişkilerini (özellikle sosyokültürel bakımdan) bir türlü gerçekçi, sağlıklı bir zemine oturtamadığı ve Batı’yı yanlış algıladığı için “çağdaşlık” kavramı da çok problemli bir kavram olarak bize Avrupa’dan intikal etmiş ve bir yığın tartışmayı da beraberinde getirmiştir.

Geri Kalmış Ülkelerde Sosyal Değişme

Geri Kalmışlık Nedir ve Nasıl Oluşmuştur?
Aslında geri kalmışlık kavramı izafi bir kavramdır. Hangi ülke, hangi kriterlere ve hangi ülkelere göre geri kalmıştır? Bu tür kavramlar bir kıyaslamanın, karşılaştırmanın sonucu olarak oluşan kavramlardır. Dolayısıyla bu sorular teorik düzeyde tartışılabilir. Ancak 20. yüzyılda fiilen ve somut olarak böyle bir sosyal gerçek insanlığın gündemine gelip oturmuştur. Dünyadaki genel barış, huzur ve sosyal adalet açılarından bu sorunun giderilmesi, en azından asgariye indirilmesi de gerekmektedir. 18. yüzyıldan önce de yeryüzündeki ülkeler, toplumlar arasında çeşitli nedenlere bağlı olarak ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan belirli farklar vardı. Örneğin dünyanın bazı ülkeleri, bölgeleri diğerlerine göre daha bayındır haldeydi. Dünya kentleri arasında da ekonomik ve ticari etkinlikler, zenginlik ve kültürel canlılık, çeşitlilik bakımlarından önemli düzey farklılıkları söz konusu idi. Bilim, teknik, ekonomi, sosyal yaşam bazı bölgelerde oldukça gelişmiş, bazı bölgelerinde ise daha geri durumdaydı.

Cemil Meriç Üzerine

Önce Cemil Meriç’le nasıl ve hangi ortamda karşılaşıp tanıştığımı anlatmalıyım. Başka bir makalede değindiğim gibi, 1963 yılında eski okul komutanı Kur. Alb. Talat Aydemir’in gerçekleştirmek istediği askeri darbe girişiminden dolayı öğrencisi olduğum Kara Harp Okulu’ndan ilişiğim kesilince İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’ne kaydolmuştum. Hatırladığıma göre, yapılan sınav sonucu olarak aynı bölüme kaydolan sekiz Harbiyeli öğrenci idik. Kuleli Askeri Lisesi’nde iken okuduğumuz sosyoloji derslerine büyük ilgim vardı. Harbiye’den sonra İzmir’de seçme sınavına girdiğimde, aynı köyden olan ve beni tanıyan bir matematik öğretmeni (sınavda gözetmen) yaptığım tercihe bakarak, benim, daha önemli saydığı ve daha bol para kazandırma imkânı olan fakülteleri tercih etmem gerektiğini vurgulamasına rağmen, ben inadına bu bölümde ısrar ettim ve tercihimi değiştirmedim. Serde gençlik ve dünyayı, toplumu yeniden düzenleme idealizmi de var ya… Sonuç olarak İstanbul’a giderek Sosyoloji Bölümü’ne kaydımı yaptırdım. Yabancı dilim Fransızca idi. İlk iki yıllık genel yabancı dil öğretiminin ardından son iki yılda haftada iki saatlik Fransızca metin çalışmaları (tercüme) vardı. Fakültede Fransızca okutmanı olarak bulunan Cemil Meriç 1965 yılında bu derslere gelmişti. Meriç’le karşılaşmam bu şekilde oldu.