monet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgvan_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpg

Dünyanın Eşrafı

Eşraf Nedir?
Sanayi toplumu öncesinde yani tarım toplumlarında, köy ve kasabalarda “eşraf” diye adlandırılan bir sosyal grup, tabaka söz konusu yerleşim birimlerinin sosyal, ekonomik ve hatta siyasal yaşamlarında çok etkili bir rol oynamıştır. Eşraf kimlerden oluşuyordu? Eşraf, köy ve küçük kasabalarda, beldelerde yani herkesin birbirini tanıdığı mekânlarda varlıklı kesimi, ileri gelenleri, etkili ve önemli kişileri ifade eder. Bunların, köyün yaşamında, yönetiminde özel bir ağırlıkları vardır. Köyde onların sözlerine, görüşlerine önem verilir.

Bu grubu oluşturan kişilerin bir kısmının topluluk üzerindeki etkileri onların maddi gücüne, zenginliğine dayanır. Örneğin köydeki topraksız veya fakir tabaka nakit para lazım olunca bu kişilerden borç alır, zor durumlarda bu kimselere muhtaç olur. Söz konusu varlıklı kesim ya büyük toprakları olanlardan, ya ticari sermaye sahiplerinden (bakkal, diğer dükkân ve iş yeri sahipleri gibi) ya da nasılsa nakit paraya sahip olanlardan ( ki bunlar çoğu zaman faizle para da verirler) meydana gelir. Tabii dünyada bankacılık sistemi, kredi kooperatifleri gibi uygulamalar köylere kadar yaygınlaştıkça, yerleştikçe eşrafın ekonomik etkinliği, işlevi zayıflamıştır. Ayrıca kırsal kesimdeki insanların eğitim düzeyi yani bilgi ve bilinç seviyeleri yükseldikçe, köyle-kent ilişkileri, haberleşme, ulaşım imkânları arttıkça eşrafın etki gücü azalmış ve giderek de azalmaktadır.

İnsan Şiddet Uygulayan Varlıktır

- Hocam, siz 1987 yılında Milliyet Gazetesi’nde “Düşünenlerin Düşünceleri” sütununda şiddet olgusu ile ilgili bir makale yazmışsınız. Orada özetle, bir yandan herkesin ve her ülkenin şiddet olaylarından şikâyet ettiğini, bir yandan da sosyal ve kültürel hayatta şiddeti körükleyen yayınlara, filmlere, televizyon programlarına bolca yer verildiğini ve bunun büyük bir çelişki olduğunu belirtmişsiniz. Aradan otuz yıl geçmiş, bahsettiğiniz durumla ilgili bir değişme görüyor musunuz? (1)

Ne yazık ki pozitif bir değişiklik yok. Bunca yıl sonra geriye dönüp baktığımız zaman toplumsal ve bireysel uygulamalarda hiçbir olumlu gelişmenin olmadığını görüyoruz. Hatta otuz yıl sonra şiddet eylemlerinin azalması bir yana, şiddetin âdeta sosyal bir salgın hâline geldiğini, taklit mekanizması ile yaygınlaştığını, şiddet araçlarının, yöntemlerinin çeşitlendiğini, konuların zenginleştiğini, üstelik kitlesel şiddet eylemlerinin faturasının hem bireysel hem de toplumsal alanda olmak üzere zamanla yükseldiğini fark ediyoruz.

İbn Haldun Üzerine

İbn Haldun Kimdir?

İslam düşüncesi ve uygarlığı ile ilgili olarak, başta sayılabilecek örneğin on düşünür ve bilim insanı belirlense İbn Haldun ilk beşin içinde yer alacak kişilerden birisidir. Önemi, değeri Doğu’da ve Batı’da uzun süre fark edilmese de, bu gerçek günümüzde anlaşılmış ve hakkı teslim edilmiştir. Şimdi, kim olduğunu özetle anlatmaya çalışalım.

İbn Haldun (Muhammed bin Abdurrahman İbn Haldun) Yemen’in Hadramut ilçesinden Endülüs’e, oradan da III. Ferdinand’ın İspanya’yı ele geçirmesi sebebiyle Tunus’a göç eden Arap asıllı soylu ve kültürlü bir ailenin ferdi olarak 1332’de Tunus’ta doğmuştur. Asıl adı Abdurrahman, babasının adı Muhammed, ama o dedesinin adını (Haldun) kullanmıştır. İlk ve temel bilgilerle dini bilgileri, dersleri babasından almış, ayrıca Zeytuniye Medresesinde öğrenim görmüş ve Ebu Abdullah Ensari’den, El Hasayidi’den, İbn Abbali’den din ve din bilimleri, Arap dili ve edebiyatı, felsefe başta olmak üzere çeşitli dersler almıştır.