monet_14_Dalnicni_most_v_Argenteuil_1874.jpgmonet_12_Regata_v_Argenteuil_1872.jpgbarge_haulers_18_on_the_volga_1870.jpgmonet_19_La_femme_au_metier_1875.jpgmonet_22_Bulvar_Kapucinu_1873.jpgmonet_16_Promenada_1875.jpgvan_gogh_13_the-starry-night-1889.jpgwilliam_turner_17_the-lake-petworth-sunset-fighting-bucks_1829.jpgmonet_23_Poplars_along_the_River_Epte_Autumn_1891.jpgvan_gogh_12_seascape_at_saintes-maries.jpgmonet_20_Zena_s_destnikem_1876.jpgvan_goghs_16_la-meridienne-ou-la-sieste-dapres-millet.jpgmonet_17_Seina_u_Argenteuil_1874.jpgmonet_14_waterlily_pond_1899.jpgmonet_11_Imprese_Vychod_Slunce_1873.jpgmonet_13_Maky_pobliz_Argenteuil_1873.jpgrenoirs_15_bal-du-moulin-de-la-galette.jpgmonet_18_Most_u_Argenteuil_1874.jpg

Bilim ve İrfan

Bilim evrendeki varlıklar, nesneler ve olaylarla ilgili olarak, belirli yöntem ve teknikler kullanarak, gerçekliğe dayalı yani gözlenebilen, denenebilen ve ölçülebilen bilgiler elde etme eylemidir. Ayrıca bilim, bu süreç sonunda sağlanan bilgileri, genel bilme etkinliğini de ifade eder. Böylece çevremizdeki nesne ve olayların nedenlerini, niçinlerini anlamaya, kavramaya çalışırız. Bilim “bilme” eyleminin ilk aşamasıdır. Bize gerçeklerin ilk somut yüzlerini, biçimlerini tanıtır.

İrfan ise, insan zihnine konu olan bilme eyleminin ikinci aşamasıdır ki bu aşamada bilgiler daha anlamlı hâle getirilir, bütünleştirilir, içselleştirilir, özümlenir. Dolayısıyla irfanda bir ölçüde kişinin anlayışı, yaptığı sentezler de devreye girmektedir. İrfan, bilimle kazanılan bilgilerin özsuyudur, bilginin imbikten geçirilmiş, damıtılmış, olgunlaşmış hâlidir. Böylece bilgiler “malumat” hâlinden çıkarılmış, demlendirilmiş olmaktadır.

Soğuk Savaş Döneminin Kuşakları ile Yeni Kuşaklar Arasındaki Farklar

Buca Eğitim Fakültesindeki derslerimde (sosyoloji ve eğitimle ilgili dersler) öğrencilere bazen ideolojik ve siyasal tutumlar, etkinlik ve ayrılıklarla ilgili olarak bizim öğrencilik yıllarımızla şimdiki öğrencilerin durumunu karşılaştırma bakımından sorular soruyorum. Örneğin, güncel siyasi tartışma ve çatışmalardan hareketle, “Sizin aranızda da sol-sağ veya başka türden keskin ayrılıklar, bölünmeler ve çatışmalar var mı” diyorum. Öğrenciler, “Herkesin bu tür konularda belirli düşünceleri var, ama bunlar aramızda bir ayrılık, çatışma konusu olmamaktadır, herkesin birbirine saygısı var ve bu farklılıkları bir sorun haline getirmiyoruz.” diyorlar. Hocalar olarak bizler de bu durumu net olarak gözlemekteyiz. İstisnai ve çok sınırlı olan bazı olaylar hariç, artık üniversitelerde yoğun ve kitle halinde öğrenci çatışmaları olmamaktadır.

Çağımızdaki Çelişki: Şiddet

Sosyal bilimciler 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren toplumların genel olarak Bilgi Toplumu aşamasına adım attığını, bu aşamada da insan ilişkilerinde İletişim Devrimi’nden dolayı “çatışma kültürü” yerine “uzlaşma kültürü”nün egemen olacağını belirtmektedirler. Dolayısıyla artık bu dönemde bireysel ve toplumsal ilişkilerde diyalog, müzakere, hoşgörü, empati gibi sosyal becerilerin geçerli olacağı vurgulanmaktadır. Gerek günlük gerekse her türlü ekonomik, siyasal ve sosyal ilişkilerde “kazan-kazan” formülünün uygulanacağı öngörülmektedir. Bir toplum içinde ve evrensel düzeyde çok kültürlülüğün öne çıkacağı söylenmektedir. Böylece dünyanın soğuk savaş ortamındaki katı ideolojik ve siyasal gerginliklerden, çatışmalardan da kurtulacağı hesaplanmaktadır. Bu tür gelişmelerin olduğunu gösteren birçok sosyal olguya da rastlanmakta ve gerçekten insanları bir bakıma iyimser kılan süreçler de yaşanmaktadır.